Kaplumbagaya dikkat et . Ancak kafasini kaldirip risk aldigi zaman ilerleyebilir. .

Ya’saklı Aşkın

Aklımda sen,
Kulağımda çığlık çığlığa martılar.
Bu hengamenin içinde,
Bu koca yanlız şehirde,
Ceketimin cebine iliştirdiğim resmin,
Ücralara sakladığım hayalin gizli.

Kaçtığım onca ilintiden,
Bir mektubun sayfalarında,
Hasret sözcüğü arayan,
İncinmiş sessiz namelersin.

Aklımda sen,
Kuytularda ya’saklı aşkın,
Beklediğim sokaktan,
Ayrıldığım istasyona kadar.

Gün Işığı

İlk gün ışığında,
Bu sevda nedir?
Ayağım tökezlediği,
Özlediğin yerdeyim.

Buğday yatağında,
Dövüşmeyi bekleyen,
İlk tokmak darbesinde,
İndirdiğin yerdeyim,

Bir kurşunda,
Sübyanı yıkadığın.
Namlunun göbeğinde,
Öldürdüğün yerdeyim.

Kahraman Donkişot

Çarpık bacaklı Alice,
Kahraman Donkişot.
Bizim masallarımızda,
Hayallerimiz çalındı.
Hiç seferi alemi düşünemedik.
Açlıklar, ekmek kavgaları yer aldı.
Masallarımız,
Kavgalı insanlarla doldu taştı.
Şimdi bana kızacaksınız ama
Biliyorum yeri değil.

Ağlama Sen Bebek

Ağlama sen bebek,
Seni süte kör ettiler,
Beşikte kazma kürekle belediler.
Ağlama sen bebek,
Daha ilk çağındasın,
Annenin kucağında sıcaktasın.

Yıkamadan kör beşiğe bağladılar,
Tüylenmeden hayallerini sattılar,
Adını köle koydular,
Ağlama sen bebek.

Olasılık

Bir hiç uğruna ölenler,
Kendilerine ideolojik vasıfta,
Yontumsuz lider seçip tapanlar,
Vasıflarından yoksun insan olarak kalacaklardır.
Felsefik bakış açıları, ancak gördüklerinden öte değildir.
Göremedikleri, yanıldıklarıysa,
Doğru sanılanın yanlış olasılığı.

Kükreyen Mısralar

Bir kırık düş tanesi.
Yüreklerdeki avuntu,
Gayret gösteren, fırtınaya direnen duvar,
Üşümüş kalmış kartal yavrusu,
Avuntusunun çıplağı,
Örtüsüz, üryan,
Felsefesi inanç olan bir damla,
Bekleyen bardak,
Dolarcasına umut veren nehir,
Şimdi anlamsız kelimelerin üstadı,
Gelecek yanıma,
yanıbaşıma.
Sesleneceğim kimse duymadan bağıracağım
Geceyi yitirmeden bitireceğim bu şiiri,
Masallardan çalınmış,
Eski kavimlerin mezar taşlarına yazılmış adım,
Şimdi son kez mısralardan kükreyecek…

Tarih-i Üryan

Ağaç diplerinde soluklanmış,
Sahrada güneşe üryan yakalanmışım.
Cüretkar sözlerimle,
Firavunların tahtlarını yıkıp gitmişim…

İncitmişim tarihin dilini…
Kısrağımın yuları gevşek…
Eyere koşmuşum taylarımı.
Narinni savaşlarda..
Ovaların adını koymuşum balalarıma…

Tahtlar görmüşüm,
Dünyaya birçok kez hükümran…
Zindanlar görmüşüm,
Zincirleri pas, kölesi ziyan…

Tahtlar yıkmışım..
Tarifi zor,
Tarih-i üryan…

İnsansın Sen

İnsansın sen.
Beşikte bebesin,
Yürümeden kucakta,
Evi tüten ocaktasın.
İnsansın sen.
Savaşta düşman,
Barışta dost,
Yenilgide mağdur,
Zaferde sevinçsin,
İnsansın sen işte.
Köyde aga, tarlada ırgat,
Şehirde patron, fabrikada işçisin,
İnsansın sen.
Zulümde başkesen,
İyilikte meleksin,
Düşüncede filozof,
Şifada hekimsin,
İnsansın sen dedimya.
Kimin siyah, kimin beyaz
Renk renk olansın sen.

Bağdat Yanıyor!

Fakir umutların zengin sofrası,
Bağdat’ın sesi, çığlık çığlığa çıkıyor.
Emperyalizm tutkularından sesler yükseliyor.
Çocukları bebekleri öldürüyor.
Annelerin feryatları sarıyor etrafı,
Ten yanıkları kokuyor.
Ağlıyor Bağdat.

Çöl benizli insanların,
Taştan mermileri direniyor
Bombalara…
ve bir hain kurşun,
Bağdat’ı vuruyor.
Bağdat’ın geleceğini,
Bağdat’ın çocuklarını vuruyor.

Ocakların söndüğü mekan Bağdat.
Acıların gırtlağa geldiği,
Bitmiş hikayelerin,
Bombalandığı Bağdat.
Katil conilerin,
Beyazderililerin baskını
Bağdat.

İnançların yükselişi.
Direnişin, kardeşliğin,
Kahpe kurşununa karşı,
Mücadelenin sesi Bağdat.

Diren, umut ver güneşe
Bir kez daha doğudan doğsun
Yeşert bağlarını bombalara inat,
Emperyalizmin maşalarını kırsın

Bağdat yanıyor…
Biz yanıyoruz…
Düşlerimiz, halkımız yanıyor.
Emperyalizm kol geziyor,
Üfürüyor küllerimizi.
Zümrüd-ü anka tekrar doğuyor,
Meçhul Bağdat’ta…

Duygularım

Duygularım;
Bazen aşk bazende aşkıma karşı,
Bazende hayatın insanlara vurdugu şamara direniştir.
Duygularım, mevsimi tutturamayan bir nispettir.